Borçlunun İfa Yardımcısından Dolayı Sorumluluğu

Günümüz dünyasında ekonomik ve sosyal yaşam gereği borçlular, borç yükümlülüklerini şahsen ifa edemeyebilir ya da yeterli de olmayabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na (bundan sonra TBK olarak anılacaktır) göre, borçlu borç ilişkisinden doğan borçlarını şahsen ifası zorunlu olmadığı hallerde ifa yardımcısına başvurmaktadır. Bu sebeple de borçlarını yerine getirmek için yardımcı kişilere başvurmaktadırlar. TBK’nın 116. maddesinde düzenlenmiş olan yardımcı kişinin fiillerinden sorumluluk kurumu incelenen bu makalenin amacı ve asıl odak noktası Türk hukuku (TBK 116) ekseninde borçlunun sorumluluğunun şartları, hüküm ve sonuçları oluşturmaktadır. Borçlu ile yardımcı kişi arasındaki hukuki ilişkinin niteliği önemli değildir. Bu ilişki sözleşmesel ya da fiili, sürekli veya geçici bir ilişki olabileceği gibi hatta akraba veya aile birliğine dayanabilmektedir. Borçlunun kullandığı yardımcı kişi ile alacaklı arasında ise herhangi bir borç ilişkisi mevcut değildir. Ancak yardımcı kişinin hiç ifa etmemesi, geç ifa etmesi ve gereği gibi ifa etmemesi halinde bu sorunlara karşı kanuni düzenleme yoluna gidilmiştir. Yardımcı kişinin fiillerinden dolayı borçlunun sorumluluğu, sözleşmeye dayanan “kusursuz sorumluluk ”halidir. Bir başka kusursuz sorumluluk hali olan TBK’nın 66. maddesi yani adam çalıştıranın sorumluluğu ile benzer ve farklı yönlerine de bu makalede değinilecektir. TBK 116. maddesine göre borçlunun kurtuluş kanıtı getirebilme imkânı olmasa da hakkaniyetin sağlanması için borçlunun sorumluluktan kurtulabilmesi adına “farazi kusur” üç görüş açısından değerlendirilmiştir. Doktrin ve uygulamada hâkim olan bizim de katıldığımız görüşe göre de zarar verici hareketi/davranışı borçlu tarafından gerçekleşseydi borçlu kusurlu sayılırsa bu durumda farazi kusur gerçekleşmiş sayılacaktır. Borç ilişkisinin tarafları yani alacaklı ve borçlu yardımcı kişi kullanılmasından dolayı oluşacak zararın borçluya yükletilmemesi için önceden sorumsuzluk anlaşması ya da sorumluluğu kaldıran anlaşmalar yapabilirler. Ancak bu sorumsuzluk anlaşmasında kanunun öngördüğü usullere ve esaslara uygun olarak düzenlenmesi halinde geçerli olacaktır. Bu kapsamda alacaklının maddi ve manevi zararlarının doğması durumunda borçlu, alacaklıya karşı sorumlu olacaktır. Alacaklının zararını karşılayan borçlu daha sonra çalıştırdığı yardımcı kişinin kusuru nispetinde yardımcı kişiye rücu edebilecektir.